KUTLUCA MAHALLESİ

TRABZON İLİ-BEŞİKDÜZÜ İLÇESİ-KUTLUCA MAHALLESİ

  • Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/besikduzuhaber/
Erdoğan PAMUK
Fransa, Macron ve Batı Düşüncesi Üzerine
12/12/2020
Fransa, Macron ve Batı Düşüncesi Üzerine
Fransa ve Macron gündemimize oturunca bir Frankoman olarak Ankara Fransız Kültür Merkezinde yetiştirildiğimi düşünüyordum. Öyle ya Madam Tayon ve Mark Monin gibi Fransız hocalardan ders alıp Fransız dili ve kültüründen etkilenmiştim.
Macron'un iddialı "Pax Mediterranea ! » MED7 :Akdeniz kıyılı AB ülkeleri (Yedili Hıristiyan- Sanki Portekiz Akdeniz kıyılı imiş gibi- Korsika'da toplanıp; Türk ve Müslüman karşıtı) diğer Akdeniz ülkelerini yok sayan, Doğu Akdeniz için ülkemize yaptırım hazırlıkları karşısında Türkçü Milliyetçi damarım kabarıyor ve aşağıdakileri yazmamı dürtüyor. Anlamak, bilmek, tanımak lazım gelmez mi?
O halde "Aklın Önemi İçin Kurallar", "Yöntem Üzerine Konuşmalar" kitaplarıyla meşhur, 54 yaşında ölmüş, Batı Fikir ve Düşünce Sisteminin kurucusu kabul edilen Fransız René Descartes'i önünüze atayım: KÖTÜ CİN TEORİSİ'nin sahibi bu kişi. 1596-1650 yılları arasında 54 yaşını dolduramadan ölüp gitmiş; lakin düşünce ve felsefesiyle Batı Medeniyetinin kurucusu olmuştur. Düşünceden ve felsefeden nasibi olan herkes "Cogito Ergo Sum" sözünü Latincesiyle, Fransızca çevirisi "Je pance donc Je suis" ve Türkçesi ile "Düşünüyorum o halde varım!" önermesini bilir.
Baştan söyleyelim Descartes bu "Kötü Cin Metaforu (mecazı)nı ;"Rüyada mıyım? Uyanık mıyım?" sorusunun ayırtına varmak için ortaya atmıştır. Varsayalım kötü cinin derdi biz insanları kandırmaktır. Yani Şeytan "Düşünüyorum o halde varım" diyebilen insana "Hayır sen yoksun!" diyemez. Şeytan ve hemcinsleri olan cinlerin kötüleri (yardımcıları) karşısında Descartes "Bende mükemmel bir Tanrı fikri var ve bu Tanrının kendi ruhundan ruhuma üfürdüğünü düşünüyorum. Eğer ben akıl ve algılarımı doğru kullanmayıp yanılırsam bilinmeli ki düşünce yer kaplamaz! Yer kaplayan şey düşünemez." Yine Descartes devamında; beden ve ruh ilişkisinde mutlak etkileşim olduğunu, ruhların bireysel ve bir zihinleri olduğunu, zihinlerin de ölümsüz olduğunu söylemektedir.
Temel bir doğru ve mantıkla ilerlenirse tüm bilimlerin yolu açılır diyen Descartes; Almanya seyahatinde çok üşüyerek eski bir fırın odasına sığınmış; Kutsal Ruhun (Tanrının) kendisine yeni bir ilham gönderdiğini söyleyerek matematiksel metodu, felsefeye uyarlama fikrini bulmuştur. Fizik ve felsefeyi Kırılma adlı eserinde birleştirmiştir.
Descartes'in metaforik (mecazi) bilgi ağacının kökleri metafizik, gövdesi fizik, dalları da diğer bilimlerdir. Meyveleri ise faydaları ve kazançtır. İslam Peygamberi ise bize göre Hadisinde "...Faydasız ilimden Allah'a sığınırım" diyerek bu sözlere baştan onay vermiş gibidir.
Rasyonalizmin, Realizmin, Egsiztansiyalizmin (Existentialism) ve diğer akımların, kısaca Batı düşüncesinin kurucusu kabul edilen Descartes'e, J. J. Rousseau nazire yapmış "Varım, o halde düşünüyorum." demiştir.
Descartes bir yaşında öksüz kalarak Cizvit (papaz) mektebinde okumuştur. Hukuk öğrenmiş, Hollanda'ya geçerek matematik tahsili yapmıştır. Analitik felsefeyi kurmak için böylece düşünce alt yapısı oluşmuş; Dünya ya da Işık kitabını yazınca Engizisyona verilmiş, bu yüzden bu kitabını yayınlayamamış ve hep sansürlenmiştir.
Descartes'in Meditasyonlar kitabı tam bir felsefe kitabıdır. Felsefenin İlkelerini yazmakla, bilinen "Çürük Elma" teorisiyle Tanrıdan bile vazgeçip gerçek bilgiye ulaşmayı hedeflemiştir. Neticede elmalar tek tek kontrol edilmelidir. Zira zihin değil metot önemlidir. Bir çuval elmada çürüklerin bulunduğu şüphesiyle çuvalı boşaltıp yeniden seçimle, sağlam elmaları çuvala yerleştirmeli değil mi? Böylece yarı ve az çürük elmalar da ayıklanıyor. Aklınızda en küçük şüphe varsa ve olursa inkâr etmelisiniz. Şimdi bu elma meselesini Descartes'ten adını alan Kartezyen Mantık ya da Kartezyen Şüphecilik çerçevesinde biraz daha açma zorunluluğumuz var: Aklın/zihnin gücünü öne çıkaran bu mantığa göre "Bilgi binasını sağlam noktaya inşa etmeliyiz" Ve kuşkuculuk! Tanrı da bizi aldatabilir! (mi acaba?) Son olarak, "Kuşku duyabilmek için de var ve varlık olmak zorundadır." Duyularımız yanıltıcı olsa da zihnimiz/ruhumuz doğrudur. Tanrı vardır ve gerçektir! TANRI ALDATMAZ!
"Tabiat Işığı ile Hakkı Arama" Descartes'in bir deneme kitabı mahiyetindedir. "Ruh bedenin içinde özgür davranan bir varlıktır ve ayrılana kadar bedene hükmeder." denilmektedir.
Descartes Meteorlar kitabında gökkuşağını ve ışığı incelemiştir. Geometri üzerine çalışması ile 3. ve 4. derece denklem çözümlerini işlemiş ve de Matematik Eşittir Hakikat fikrini savunmuştur. Descartes ayrıca çok ilgimizi çeken ve başka yazılarımda işlediğim Üçüncü Gözün aktivite edilmesi fikrini ortaya atmıştır.
Hekimlik, Teknik ve Ahlak ise Bilgeliğin dallarıdır. Sezgi, çıkarım ve sayış (bu üç) adımları çok önemli ve bu adımlar Rönesans'ı kurmuştur...
Sonuç olarak nesnelerin karşısına konumlanmış ÖZNE düşüncesini ortaya atmıştır. Bu yüzden olsa gerek; günümüz düşünürlerinden, yine bir Fransız ama Cezayir doğumlu Jacques Ranciere, Japonya'dan Kanada'ya kadar "eleştiri felsefesi"ni "Nesnelerin özne olma isteğinden başka bir şey değildir." diye haykırmaktadır.
Felsefenin Babası denilen Descartes, "Düşünmek, merak, sorgulama ve sürekli bilgi peşinde koşmak kavramları felsefenin özetidir" demektedir.
Descartes'ten uzunca söz ettik ama Bu gün Fransızın ve onların etkisindeki diğer ülkelerin, Batı düşüncesinin, tavrını anlamak ve anlatmak için gerekliydi. Zira bir asır kadar önce bizde "Üç Tarzı Siyaset"te anlamını bulan "Batıcılık" akımı "Frenk Mukallitliği", yani "Batı Taklitçiliği" olarak görülüyor, üzerine sahibini idama götüren kitaplar yazılıyordu. "Türk milletindenim, İslam ümmetindenim, Garp medeniyetindenim!" Sloganları atılıyordu. İmparatorluğa kurtuluş arayan aydınlarımız arasında Osmanlıcılık ve bununla iç içe giren Batıcılık, Pan İslamizm ve Pan Türkizm tartışmaları yaşanıyordu. Tiyatro, roman, şiir, müzik tarzı ne kadar kültür öğesi varsa Islahat ve Tanzimatla Fransız ve Batı etkisindeydik. Bir örnekle daha iyi açıklamak gerekirse;
Kütüphanecilik meslek üstadımız merhum Adnan Ötüken 1947 yılında iki ciltlik Bibliyotekçinin El Kitabını yazmıştır. Buradaki Bibliyotek ve Bibliyotekçi teriminden başlayarak enstrüksiyon, bibliyografya, endeks gibi nice meslek söylemlerimiz hep Fransız dilindendir. Bu durum eleştiri olarak kendine sorulduğunda; meslek olma kavgası verdiğini, mesleğe önem ve değer katmak için, furya haline gelen bu Fransızca terimleri istemeyerek kullandığını, Hafızül Kütüp gibi eski terimleri kullanmanın artık abes olacağını söylemiştir. Metodunda şartları(şerait) gereği başarılı olduğunu düşünmekteyiz. Ve bugün sayesinde Kütüphanecilik mesleğimizle kıvançlıyız.
Yine Macron ve Fransa'nın bugünkü tutumuna dönecek olursak; Macron anlaşılan silah satışından ziyade, eski cumhurbaşkanları F. Mitterand ve N. Sarkozy gibi iç siyasete oynamaktadır. Paris Kürt Enstitüsü ile Ermeni Diasporasının Fransa iç siyasetinde Fransa Devletinin süre gelen büyük desteğiyle güç kazandığı bilinir. Sütçü İmam'dan kötek yiyen Fransız Ordusu Zeytun, Maraş, Çukurova'dan çekilirken Anadolu'daki yerli işbirlikçileriyle beraber gitmişlerdir. Her ne kadar Tehcir farklı yorumlansa da Urfa ve Antep savunmasına müteakip Suriye ve Lübnan'dan Fransa'ya ve diğer Batı ülkelerine uzanan Ermeni Diasporası gerçekleşmiştir. Bunlar rahat durmamışlar, Asala Ermeni Terör örgütü de Fransa kökenli olup şehit diplomatlarımızı asla unutamıyoruz.
Son söz olarak Cumhurbaşkanımıza hakaret eden Fransa Cumhurbaşkanı ve doğrultusundaki Yunan basını için "Kötü söz sahibinindir!" atasözü hükmümüz vardır. "Kifayetsiz Muhteris" tanımlaması şimdilik yeterlidir. Atalarımız deyince Türk aydınının iyi bildiği Kanuni Sultan Süleyman'ın Fransa Kralı François'e (Fransuva) mektubunu hatırlayalım:
"Sultanlar sultanı, hakanlar hakanı hükümdarlara taç veren Allah'ın yeryüzündeki gölgesi, Akdeniz'in ve Karadeniz'in ve Rumeli'nin ve Anadolu'nun ve Karaman'ın ve Rum'un ve Dulkadir Vilayeti'nin ve Diyarbakır'ın ve Azerbaycan'ın, Acem'in ve Şam'ın ve Halep'in ve Mısır'ın, Mekke'nin ve Medine'nin ve Kudüs'ün ve bütün Arap diyarının ve Yemen'in ve daha nice memleketlerin ki yüce atalarımızın ezici kuvvetleriyle fethettikleri ve benim dâhi ateş saçan zafer kılıcımla fetheylediğim nice diyarın sultanı ve padişahı Sultan Bayezıd Hân'ın torunu, Sultan Selim Hân'ın oğlu, Sultan Süleyman Hân'ım.."
Macron! Sen ki Fransuvacıksın!


Erdoğan Pamuk



120 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

HAC VE KORONAVİRÜS - 19/08/2020
Güncel bu konuya bir de tarihi perspektifle bakmalıdır. Bilindiği gibi küresel pandemi dolayısıyla umre ve hac işleri askıya alınmış Kâbe bugün için ziyarete kapatılmıştır.
SON ŞEYHÜLİSLAM - 13/04/2020
Beş yıl Yıldız Sarayı Hafızıkütübü yani kütüphaneci meslektaşım olan Son Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi üzerine, lehte ve aleyhte değil, tarafsız bir yazı sunmak isterim.
SON ŞEYHÜLİSLAM - 13/04/2020
Beş yıl Yıldız Sarayı Hafızıkütübü yani kütüphaneci meslektaşım olan Son Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi üzerine, lehte ve aleyhte değil, tarafsız bir yazı sunmak isterim.
ZWEİG ve ENDONEZYA - 22/11/2018
Stefan Zweig’in Amok Koşucusu ve kitap içindeki Mendel (Kitapçı-sahaf) uzun öykülerini birkaç saat içinde okudum. Okudum ya beynimde ve ruhumda dışa vurmam gereken sanki şimşekler çaktı. İşte notlarımın açılımı:
BİR RAMAZAN YAZISI - 15/05/2018
BİR RAMAZAN YAZISI
FETVALAR SAVAŞI - 28/03/2018
FETVALAR SAVAŞI
1945 Nesli Huplu Köyümüz Genç Kızları - 28/02/2018
.
KUTLUCA - 06/02/2016
Kut, en eski Türkçe bir söz. Kutsallığın başlangıcı. Orhun yazıtlarında Tanrı anlamında da kullanılmıştır. Nurdur, ruhtur, Kandır.
2015 HAC FACİALARINA FARKLI BİR BAKIŞ - 26/10/2015
Medine müdafii Fahrettin Paşa'nın aziz hatırasına
 Devamı
KÖYÜ CANLI İZLE

DEFTERE YAZ

NAMAZ VAKİTLERİ

Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.37837.4079
Euro8.94878.9845
Takvim
Hava Durumu
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam30
Toplam Ziyaret234527