KUTLUCA MAHALLESİ

TRABZON İLİ-BEŞİKDÜZÜ İLÇESİ-KUTLUCA MAHALLESİ

  • Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/besikduzuhaber/
Erdoğan PAMUK
YÖREMİZ LE İLGİLİ ÇOK ÖNEMLİ TARİHÎ TEMEL BİLGİLER/HÜKÜMLER
06/09/2014
"Mahreç gösterilerek iktibas edilebilir" Bu tarihi cümlenin açılımı olmak üzere telif haklarımın korunması amacıyla tamamen özgün bir araştırma çalışması olarak köyümüz sitesinde makaleler halinde kısmen yayınlanan fikir mülkiyetimden, ancak kaynak göstermek suretiyle alıntı yapılabilir. Erdoğan Pamuk..

*Prof. Dr. Yusuf Ziya Yörükân: Anadolu'da Kızılbaşların Sünnîleşmesi vetiresinden(sürecinden) bahsederken Doğu Karadeniz'i, Çepnileri örnek göstermiştir.

*Prof. ERÖZ: ( F. Köprülü'den alıntıyla)"Oğuzların Üçok kısmına mensup olan Çepniler, ananeye göre Gökhan'ın 4. Oğlu Çepni'den türemişlerdir. Çepni (nerede düşman görse savaşır) kahraman manasına gelir. s.19:

* Yine ERÖZ'den önemli bir alıntı: "Trabzon'un fethini müteakip o havalide Türk İslâm ekseriyetinin temini maksadıyla Fatih tarafından oraya nakil ve iskan edilen bir kısım halktan maada oradaki Türk ekseriyetini (Çepniler) teşkil ediyordu... Giresun, Tirebolu, Görele, Vakfıkebir havalisinde yaşayan Çepniler işte bunlardır. Trabzonlu Ömer Bayezid oğlu Mehmet Âşık 1589'da yazdığı eserinde Fatih'in Trabzon'u aldıktan sonra buralara Çepni oymaklarını yerleştirdiğini kaydeder. S.21

*Abdulkadir İnan: "Görele'ye yakın yukarı tarafta Oğuz köyü vardır. Bura ahalisine Çepni diyorlar. Vakfıkebir (Şalpazarı) 29 köy Çepni vardır. Ayrıca Of, Rize'de bazı köyler Çepni'dir.

*Bektaşilik Osmanlıda tasvip, izaz ve tebcil edilirken Kızılbaşlık (köy Alevîleri) Rafızîlik nitelemesiyle sıkı takibata uğramışlardır. Unutulmasın ki Yeniçeriler Bektaşi, yani şehir Alevileridir. II.Bayezid ‘den başlayarak IV. Murat, Abdülaziz gibi bazı önemli padişahların Bektaşi meşrepli oldukları bilinmektedir

*Menakıb-ül Esrâr- Hatayî (Şah İsmail); Buyruk; Şeyh Safî (Şah İsmail'in babası) 1958 baskısı. Bu iki kitap çok önemlidir. Yazanlar Türklüğün iftiharıdır. Ne Yavuzdan, ne de Şah İsmail'den vazgeçemeyiz.

*Aziz Mahmut Hüdayî (evliyadan, şeyh) padişaha "Her köye bir Sünnî imam nasb ola!" başvurusu (layiha) yapmıştır. Kabul görmüştür. İşte 1830'dan itibaren karye/Köy kayıtlarımızın ilk sırasına yazılan imamların sebebi.

*"Vaktiyle göçebe halinde yaşayan sonra yerleşik köy ve ziraat hayatına döndürülen Kızılbaş Çepniler" tabiri yine ERÖZ' den... Osmanlı'dan Yöremizle ilgili "3 temel paradigma/değerler dizisi" başlığıyla verdiğim tespit ve iddiamızın birisinin en önemli dayanağı. E.P. Önce göçebe, sonra yarı göçebe ve sonrası yerleşik düzen...

Alevi (Köy) Kızılbaşlıkta DEDE, (Şehir Alevileri) Bektaşilikte BABA vardır.

 

GÖRELE MESELESİ

Köyümüzle ilgili başvurduğum kaynakların çoğunda bir Görele ve bağlılık meselesi vardır. Eski Görele bize çok daha yakın olup bu gün Trabzon-Giresun sınırındaki kale harabeleriyle tünelin yanı başındadır ve Liyopoli/Yavabolu/Yobul'la birleşik bir nahiyedir veya kazadır. Malum bu günkü Görele, Eynesil ve Çavuşlunun ilerisine 1830 yılında taşınmış, gene de köyümüze yakındır. Sahilden Zıva'ya kadar (Dolanlı ve Resullu köyünün arkası, batı yüzü) boydan boya köyümüzü, batı yönümüzü kuşatmıştır. Şivelerimiz aynıdır.

İlki 1486 yılına ait Osmanlı tahrir defterlerine göre Görele kalesinde ve Yavabolu'da 33 ü Müslüman, 334'ü Hıristiyan olmak üzere 367 (erkek) kişinin yaşadığı bildirilir.. Müslümanlar, Trabzon'un fethiyle buraya yerleştirilen kale muhafızları ve aileleridir. Hoblu'dan bazı isimler bilahare -Hoboğlu Resul dahil- bu kale dizdarının adamı olarak kayıtlıdır.

Coralla- Korala adıyla antik çağlarda kayıtlı iken söyleniş Çepni ağzında Görele şekline dönüşmüştür. Bu gün kalıntıları görülen ilk "Gorala", Evliya Çelebi seyahatnamesinde 1640'ta Göreli Kale diye anlatılmaktadır. Bundan sonra Kâtip Çelebi Cihannûma adlı eserinde "Yavebolu Nam-ı diğer Görele" şeklinde yazmıştır. Beşikdüzü'nün o zamanlar "Yavibolu", "Yavebolu" "Yavabolu" denilen bugünkü Çeşmeönü Mahallesi ile Adacık Mahallesi toprakları(yani yobul) da Görele ile birlikte bir bütün olarak kabul edilmiş ve "Görele Ma'a Yavebolu" şeklinde söylenmiş ve yazılmıştır. Görele, 1461 fetih öncesi Zeamet-i Kürtün, sonraları ise Giresun merkezli Çepni Vilayeti (Çepni Eli/ Çepni İli) içinde bir kale olarak görülmektedir. Bir ara Akçaabat kazasının nahiyesi olarak Trabzon'a bağlı olarak görülen Görele( haliyle köyümüz), sonraları Tirebolu kazasının bir nahiyesi olarak, önce Gümüşhane sancağına, daha sonraları da, Trabzon merkez sancağına bağlı olarak görülmektedir. 1875 yılında bağımsız kaza(İlçe) haline getirilmiştir.

 

Anbarlı ve bizim köylü tımar/zemin sahipleri, derbentçiler, kalebentler, sandalcılar, kayıkçılar vb o tarihlerde hep bu yakın Görele ile ilgili olup Yavabolu ile birlikte, Kürtün, Giresun, Gümüşhane ve Akçaabat'a bağlanma hususlarında köyümüzle kader birliği etmişlerdir.

 

Osmanlının iskân politikası gereği 1515 yılında 47 Müslüman hanenin daha Görele kalesine yerleştirildikleri kayıtlıdır. Yavabolu ise bu tarihte tamamen Hıristiyan olan 58 hane ile Görele kalesi dizdarının adamı Süleyman Bedrebolu'ya verilmiştir.

 

18 ve 19. Yüzyılın ilk yarısında süregelen devlet- Çepni rahatsızlığı sonucu I. Mahmut zamanında, çıkan bir ayaklanma sırasında isyanı bastırmak üzere gönderilen donanma ile Görele kalesi 1741'de yakıldı, yıkıldı. Zaten ne zaman bir Osmanlı - İran gailesi çıksa bizim Çepniler isyancı oluyor ve tabiri caizse budanıyorlar. İlk Görele ve Yavabolu bir başka Çepni ayaklanması ve olaylar yüzünden 1791 yılında ikinci defa yakılıp yıkılmıştır. 1816'da üçüncü defa yıkılan kale ve kırılan Çepnilerin artıkları, Çözüm olarak 1830'da bu Görele halkı, bulunduğu yerden göç ederek/tehcir edilerek, Elegü/Elevi/Alevi deresi kıyısına gelip, bugünkü bulunduğu yere yerleşmişlerdir, yerleştirilmişlerdir. Peki, nedir Ayânlar Devrinde yani 18. Yy da Osmanlının Çepnilerden rahatsızlığı?

 

Görele civarındaki Çepni ayanları ile Rize yöresinde Lâz denilen derebeyleri mücadeleye girmişler. Bu mücadele sırasında Kel Alioğlu Ali Ağa ile (Ali Şah!) Kâhyaoğlu Mehmet Emin Ağa başlarına topladıkları tüfekli adamları ile Trabzon'dan geçerek Rize'de Tuzcuzâde aileleriyle çarpışmaya gitmişti. 1737'den sonra meydana gelen bu mücadele üzerine kayıtlara göre Trabzon valisi Küçük Mustafa Paşa hadiseleri önlemede yetersiz kalınca -öte yandan Rus savaşı sürmekte ve Anapa şehri ve limanı Ruslara düşmekte iken-yerine 1738'de Çeteci Abdullah Paşa tayin edilmiştir. 1791 yılına kadar yöremizde süren kargaşa ve isyan hali Devletin şiddet uygulamasıyla bastırılmış görünse de Padişah II. Mahmut zamanında Torul, Kürtün havalisi ve Görele sahilleri yine savaş halindeydi. Bu tarihlerde Gümüşhane Maden Emini İbrahim Ağa etrafına topladığı Çilesizoğlu, Çamur Ali, Sakaoğlu, Türüdoğlu (Türkücü İsmail Türüt'ün atası)gibi çete başı isimlerle 600 kişilik Çepni askeriyle/eşkıyasıyla (Osmanlı kayıtları hâlâ Kızılbaş nitelemesinde)yöreye hâkim oldu. 1816'da II. Mahmud'un gönderdiği iki firkateyn ile bir korvet, yöremiz sahilini yaka yıka yeniden kontrolü sağladı.

 

Burada dikkate değer iki nokta var. Birincisi isyancı liderlerin Şah unvanı taşımalarıdır. İkincisi Osmanlı kayıtlarında Kürtünlü ve Çepni eşkıyası tabirlerinin kullanılmasıdır. Bir belgede 1711 yılında Nasuhoğlu İbrahim Şah adında bir Çepni eşkıya başının köyümüz Huplu, Anbarlı ve Seyitahmetli civarını baskın ve yağmaladığı belirtilmiştir. Köyümüz tarihi açısından 1835 yöremiz nüfus tahrir kayıtlarını, bu ve benzer olayların 1830'a kadar sürdüğü bilgisiyle değerlendirmelidir.

 

Yavabolu'dan ayrı olarak yeni Görele 1868 yılında nahiye olup Tirebolu kazasına bağlanır. 1871'de Tirebolu kazasından ayrılarak Trabzon'un nahiyesi olmuş, 1875'te kaza teşkilatı, 1876 yılında Görele'de belediye teşkilatı kurulmuştur.

 

1920'de Trabzon'dan alınıp Giresun'a bağlanan Görele'ye; bağlı olan Eynesil Nahiyesi 1960 yılında, buraya bağlı olan Çanakçı Nahiyesi ise 1990 yılında bağımsız birer ilçe olarak ayrılmışlardır

 

 

HATUNİYE MESELESİ

 

Yavuz'un Trabzon Valisi iken annesi adına yaptırdığı Gülbahar Hatun Camii ve Külliyesi için Hatuniye adıyla vakıf düzenlendiği, Vakfıkebir'in büyük vakıf anlamında adıyla, tarihiyle, geliriyle bu vakfın ana unsuru olduğu bilinmektedir. Bu sebeple Yoros burnu ile Yobol burnu arasında kalan körfez mıntıkası Vakfıkebir olarak adlandırıla gelmiştir. Köyümüzün de bu vakıfla kuvvetli bağları vardır. Çünkü vergi ve gelirler Hatuniye vakfına gitmeye başlamıştır.

 

Trabzon, 1461 yılında fethedilerek Sancak haline getirilmişti. Fetihten sonra uzun zaman uç sancağı olarak kaldığı anlaşılan Trabzon, bundan sonra sırasıyla 1514 yılında yeni kurulan Erzincan-Bayburt vilâyetine, 1520 yılında yeni kurulan Vilâyet-i Rum-ı Hadis'e, 1535 yılında yeni kurulan Erzurum beylerbeyliğine ve 1580 yılında yeni kurulan Batum beylerbeyliğine bağlanmıştı. Osmanlı siyasi, mali ve askeri sebeplerle mülki ve idari düzenlemeleri sıklıkla yapmış, isim değişiklikleri ile işi köylere kadar götürüp içinden çıkılmaz bir hale getirmiştir. İşte iddiamıza bir örnek:

 

Anadolu Kazaskeri tarafından Trabzon Kadısına gönderilen bir mektup ile Trabzon'daki Hâtuniye Vakfı köylerinden Görele kazasına bağlı beş köy (Korkudan, Aksaklı, İstil, Akkilisa, Yobol/Yavabolu) haneleri ile birlikte komşu konumdaki Trabzon merkez kazasına bağlı Akçaabat nahiyesine ilhak edilmişti. 16 Mayıs 1688 tarihli mektup ifadesi (anlayana) aynen şöyledir: "...nâm beş aded karyeler Yavabolu kazasında mukayyed olup lâkin kaza-i mezbûr ahalisi zikr olunan karyelere tahmilinden ziyade tekâlif tahmil eylemeleriyle reâyâ perakende ve perişan olmakla Trabzon kazasına tâbi Akçaabat nahiyesine haneleri ile ilhak olunmak babında i'lam eyledüğü ecilden zikr olunan beş aded kurra Trabzon sancağında Yavabolu kazasında olup lâkin ahalisi mukaddema Yavabolu kazasından ifraz ve Trabzon kazasına nakl ve umûr-ı şer'iyyeleri Trabzon kazasında görülüp lâkin tekrar Yavabolu kazasına nakl olup kaza-i mezbûr ahalisi kendülere tahmillerinden ziyade tekâlif tahmil ve te'addi eyledüklerinden cümlesi perakende ve perişan olmak üzere olup zikr olunan karyeler Yavabolu kazasından haneleriyle ifraz ve Trabzon kazasına tâbi Akçaabat nahiyesine nakl ve ilhak..."

 

Kazasker efendi (!) bu metinde Trabzon kazası Akçaabat nahiyesine naklettiği Yavabolu için de "kaza" terimini kullanıyor. Şükür ki bu tarihte Hoblu karyemiz Görele "KAZA" sına, 40 yıl daha bağlı kalıyor. Bu arada bir gerçeğin altını çizmeliyiz 15 ve 16. Yüzyıl tahrir defter kayıtları varken 17. ve 18. Yüzyıl yoktur. Bunun yerine yöremiz tarihini kürekçi/kayıkçı defterleri, Şeriye sicilleri mühime defterleri kayıtlarından ve tesadüfen öğreniyoruz. Bu dönem tarihçiler tarafından âyanlar/derebeyler çağı diye de adlandırılır.

 

1136/1723 tarihli BA, 8474 kaydına göre çok ilginçtir ki: "...Yavabolu kazasına ve Trabzon Kadısına hüküm ki... Hoblu ve Şahmelik nam mahallerin hudut ve sınırı dahilinde vaki Saraflı ve Muradlı ve Türkillü ve Kızılüzüm ve Kireç nam beş adet mahallât Hoblu ve Şahmelik nam karyelere tâbi olmağla mahallâtı mezbureden Yavabolu namı diğer Görele kazası mülhakatındandır.(Anlaşılan Türkelli'den , Kireç dediği bugünkü Şalpazarı'na kadar Hoblu ve Şahmelik merkezine bağlıdır. Yıl 1723.)... Yoros nahiyesi naipleri tarafından görülmek üzere... tahriri babında telhis ve arzolundukta imdi telhis mucibince mevkufata kayd ve emri şerif sadır olmağın şürutuyla emri şerif yazılmağla tezkere verildi."

Baştan söylediğimiz gibi idari bağımlılık kargaşası o kadar çok ki burada Oğuz dışlanmış ve köyümüze bağlanmış, Liviopolis/Yavabolu ön plana alınarak Hatuniye meselesi ile Yoros ve Akçaabata bağımlılık gerçekleşmiştir..

 

GÜMÜŞHANE MESELESİ

 

Espiye madenleri işletmeye açılınca bu defa 1727 yılından itibaren, önceden 14-16.yüzyıllarda olduğu gibi Gümüşhane'ye bağlandık. Zira madenlerde baltacı, kömürcü gibi ameleye, iş gücüne ihtiyaç vardı. Bu durum sosyal bir hareketlenmeye ve kargaşaya yol açtı. Zaten kayıtlarda yöremiz halkı Kürtünlü ve Çepni olarak bahsedilmekteydi. Ne gariptir ki Maçka ilçesi bile madenin ihtiyacı sebebiyle yüzyıllarca Gümüşhane'ye bağlı kalmıştı. Tonya'nın da Gümüşhane Maden Mukataası'na bağlı olması kimseyi şaşırtmasın!

 

Tahrir Defteri yanı sıra 1520 tarihli İcmal Defteri ve 1554 tarihli tahrirde Kürtün Zeameti tabiri yerini "Kürtün Kazası" tabirine bırakmış Oğuz ve dolayısıyla köyümüz Kürtün'e bağlı imiş. Bağlılık 1583'te devam ederken ilginç bir kayıt daha var ki Görele Yavabolu'dan ayrılmış Eleğimlü/Elevi adıyla Kürtün'e bağlı iken Yavabolu Hatuniye Vakfı dolayısıyla Akçaabat'a bağlı kalmıştır. Yine bu tarihte Eynesil adı ilk defa ve Kürtün'e bağlı görülmektedir.

 

1801 Yılında köyümüzün Görele'den ve Kürtün'den ayrılmış olduğunu Hatuniye vakfı dolayısıyla Vakfıkebir ve Trabzon'a bağlandığını görüyoruz. Bu arada 1682'de ortaya çıkan Şarlı, Yavabolu'nun önüne geçmiştir. Sahi bu eski Görele ile bitişiğinde kaza olan Yavabolu'ya ne oldu? Görele niye taşındı? Yavabolu Oğuz nahiyesine niye bağlandı? El cevap: Yavabolu ile eski Görele kaza ve başlangıçta aynı yer idi. 1590 ve 1611 tarihli iki mühime defter kayıtları, mülhitlerin yani İslam'dan ayrılan Yavabolu Görele ahalisinden şahısların takibi için kadı görevlendiren hükümler yollamaktadır.

 

VAKFIKEBİR MESELESİ

 

Net olarak 1850 Yılında öşür defteri idare sıralamasında;

1- Nahiye-i Şarlı Vakfıkebir, tâb-i kaza-i Akçaabat. Nefsişarlı (nefs merkez demektir), Takazlı, Bolanisa, Nefsikızılağaç, Bozlu, Abdallı, Gölkiriş, Çamkiriş(Akçiriş), Çarlaklı, Kefli-Zemberek, Hodalabayır, Hodala, Vardallı, Kadahor-Kızılağaç

2- Nahiye-i Oğuz Vakfıkebir, tâb-i kaza-i Akçaabat. Nefsioğuz, Anbarlı, Seyitahmetli, İstil, Yavabolu, Akkilise, Aksaklı, Kızılüzüm, Hoblu, Şahmelik, Korkudan

3- Nahiye-i Akhisarderesi Vakfıkebir, tâb-i kaza-i Akçaabat. Kireç-Kalecik, Çamkiriş, Karakaya, Güristan, Turalıuşağı, Düzköy, Kasımağzı, Dorukkiriş, Simenli, Alagâvur, Pehliçukur, Gâvurkıran, Güdül, Tepeağzı, Derköy, Kabasakal, Tımara, Çetrik, Dereköy-Menteşe

Ancak bu Vakfıkebir ve Şarlı çekişmesi iki yüz yıllık çok uzun bir meseledir. Dolayısıyla Yalı-Fol meselesinden Köyümüzün de, bir ucu orda- bir ucu bizim köyde bulunan soyumuz Pamukların da çok etkilendikleri aşikârdır.

 

BEŞİKDÜZÜ ADI

 

Mahmut Yapıcı - ki İlkokul ikinci sınıfta öğretmenimizdi-(Nur içinde yatsın! Meşhur Gambuğun Musa Hoca'dan naklen yazdım)

Bizim köyde eskiden: Yalı, Şallı Altı, Şarlı Altı adıyla bilinen yer; tıpkı Şar yeri adıyla söylenen bu günkü Şalpazarı ve Fol adıyla bilinen bu günkü Vakfıkebir gibi Pazar/panayır kurulan bir yerdi. 1935'te beş sınıflı Şarlı mektebini bitiren hocamız, iki yıl aradan sonra açılan Beşikdüzü Köy Enstitüsüne 1937 yılında 15 yaşındayken ilk sınıfına, - yeni harfleri okuyup eğitmen olan babasıyla gidip- kayıt yaptırır. Bu günkü Öğretmen Lisesi arazisi ortada olup Nefsişarlı ve Vardallı köyleri arasında ihtilaf konusuydu.

Kısa bir süre sonra Köy Enstitüsü resmi açılışı törenine öğrenciler olarak katılırlar. Görele Çavuşlulu Maarif Vekili Hasan Ali Yücel'in Umum Müdür (genel müdür) tayin ettiği Baba Tonguç (İsmail Hakkı Tonguç) öyle bir konuşma yapar ki Protokoldeki Vali de, Barutçu da (milletvekilimiz) Komutan da ayakta alkışlarlar. Tonguç konuşmasında sol taraftaki Vardallı köylülerine dönerek

- Ey Ahali! Bu dağın adı nedir? (eliyle göstererek) Vardallı köylüleri hep bir ağızdan

- Beşik dağı!

Bu defa sağ tarafa dönüp Şarlı köylülerine

- Siz söyleyin bu muhteşem dağın adı nedir? Köylüler topluca cevap verir

- Beşik dağı

Tonguç doğru cevabı alınca

- Bulunduğumuz yerin adı?

Sol taraf köylüleri hep bir ağızdan Vardallı! Derken, sağ taraftaki kalabalık Nefsişarlı! Diye bağırır. Tonguç

- Olmadı! İhtilafa gerek yok. Bulunduğumuz yer Beşik dağının düzüdür. Enstitümüzün adını BEŞİKDÜZÜ olarak koyuyorum. Beşikdüzü Köy Enstitüsü...

Enstitü yöreye önemli bir hareketlilik getirir. Ticaret artar ve yeni binalar yapılarak kısa sürede kalabalıklaşıp canlanan YALI, bilahare belediye teşkilatı kurulmasıyla Beşikdüzü Belediyesi adını alır. Kısaca Beşikdüzü adını, Köy Enstitüsüne dolayısıyla Tonguç'a borçludur. Yalı zaten deniz kıyısı demektir. Deniz kıyısındaki villalara da bu yüzden yalı denmektedir.

Hocamız olayı bizzat yaşamış, görmüş ve tarihe tanıklık etmiştir.

 

 

Erdoğan PAMUK



6024 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

HAC VE KORONAVİRÜS - 19/08/2020
Güncel bu konuya bir de tarihi perspektifle bakmalıdır. Bilindiği gibi küresel pandemi dolayısıyla umre ve hac işleri askıya alınmış Kâbe bugün için ziyarete kapatılmıştır.
SON ŞEYHÜLİSLAM - 13/04/2020
Beş yıl Yıldız Sarayı Hafızıkütübü yani kütüphaneci meslektaşım olan Son Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi üzerine, lehte ve aleyhte değil, tarafsız bir yazı sunmak isterim.
SON ŞEYHÜLİSLAM - 13/04/2020
Beş yıl Yıldız Sarayı Hafızıkütübü yani kütüphaneci meslektaşım olan Son Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi üzerine, lehte ve aleyhte değil, tarafsız bir yazı sunmak isterim.
ZWEİG ve ENDONEZYA - 22/11/2018
Stefan Zweig’in Amok Koşucusu ve kitap içindeki Mendel (Kitapçı-sahaf) uzun öykülerini birkaç saat içinde okudum. Okudum ya beynimde ve ruhumda dışa vurmam gereken sanki şimşekler çaktı. İşte notlarımın açılımı:
BİR RAMAZAN YAZISI - 15/05/2018
BİR RAMAZAN YAZISI
FETVALAR SAVAŞI - 28/03/2018
FETVALAR SAVAŞI
1945 Nesli Huplu Köyümüz Genç Kızları - 28/02/2018
.
KUTLUCA - 06/02/2016
Kut, en eski Türkçe bir söz. Kutsallığın başlangıcı. Orhun yazıtlarında Tanrı anlamında da kullanılmıştır. Nurdur, ruhtur, Kandır.
2015 HAC FACİALARINA FARKLI BİR BAKIŞ - 26/10/2015
Medine müdafii Fahrettin Paşa'nın aziz hatırasına
 Devamı
DEFTERE YAZ

NAMAZ VAKİTLERİ

Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar8.30248.3357
Euro9.69179.7306
Takvim
Hava Durumu
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam41
Toplam Ziyaret230766