KUTLUCA MAHALLESİ

TRABZON İLİ-BEŞİKDÜZÜ İLÇESİ-KUTLUCA MAHALLESİ

  • Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/besikduzuhaber/
Erdoğan PAMUK
OTÇU HAFTASI
28/10/2014
Temmuz'un üçüncü haftası Cumasına geliyoruz. Geleneksel OT GÖÇÜ başlıyor. Efendim Şahmelik Otçusu, Oğuz Otçusu vb köy adlarıyla yaşatılmaya çalışılan yöresel OTÇULAR BAYRAMI nedir? İşin aslı nerden geliyor? Neyi nasıl yapmalı? Sorularını yine Huplu/Kutluca bakış açısıyla ve alıştırdığımız gibi bütünden parçaya, tarih perspektifiyle, kaynaklarımızla, net ve doğru biçimde anlatıp köy sitemizde tartışmaya açalım istedik. Öte yandan tarafımızdan bu sütunlara evvelce yansıtılan araştırmalarımızın, eleştirilen eksiklerinin giderilmesi açısından konu dışı gibi görülebilecek aşağıdaki vurgulamalardan kaçınmayacağız:

- MÖ 259 Yılında Trabzon limanından İskenderiye'ye fındık ihracatı kayıtlarını görüp okuduğumuzu ifade etmekle başlayalım.

- Hatuniye Medresesi müderrisinin oğlu Mehmet Âşık, MENAZÜR ÜL AVALİM isimli eserinde Fetih sonrası Trabzon'u anlatmaktadır.

- 1682 Yılında Evliya Çelebi, Trabzon ve civarı gezisini Seyahatnamesinde anlatmaktadır.

- Trabzonlu din adamı P. Minas Bijiskyan "Karadeniz Kıyıları Tarih ve Coğrafyası" 1817-19 kitabını yazmıştır.

- !876'da hemşerimiz Şakir Şevket "Trabzon Tarihi"ni yazmıştır.

- Ahmet Tevhid Bey "Trabzon'da Basılan Paralar", Halit Ethem Bey "Trabzon'da Osmanlı Kitabeleri" kitaplarını yayınlamışlardır. Ancak daha da önemlisi 1869 Salnamesi yani Abdulaziz dönemi Trabzon İl Yıllığıdır. Cumhur Odabaşoğlu'nun "Trabzon 1869-1933 Yılları Yaşantısı"nı zikretmeden de geçemeyiz.

Kıpçaklar

Çepniler ve Otçu Bayramına geçmeden önce Doğu Karadeniz'de sahil boyu ince bir şerit halinde yerleşik diğer bir Türk unsuru KIPÇAKLAR' DAN söz etmemiz gerekir. Daha önceki yazılarımızda zikredildiği üzere "suyun öteki yüzünden" yani Karadeniz'in kuzeyinden askerî bir kuvvet halinde gelip 13.yy dan itibaren Trabzon Rum İmparatorluğu ve öncesinde Gürcülerce yöremize iskan edilen ve bilahare sahili istila ederek buralarda tutunabilen ve zamanla Çepnilere karışan kemençeci Kıpçaklar bizim için çok-çok özeldir. Prof. Sadri Maksudî Arsal'a göre yöremizde görülen ve diğer Türklerden farklı, sarışın, yeşil gözlü ve güzel bir yüze sahip olmalarıyla ayrılan Kıpçaklar; mısırla beslenmeleri, ağız/şive özelliklerindeki farklılıklarla da dikkati çekerler. G/C değişmesi gibi şive özellikleri, "Kozağı"/Horon oyunundaki hareketliliği ayırıcı özellikleri olup atkuyruğundan yapılan kemençenin bir Kıpçak çalgısı olduğu ve Kıpçaklarla Karadeniz'e geldiği gerçeğini de göz önüne almalıyız. İbni Hurdadbih'te (Arap seyyah), başlangıcında belirtildiği üzere KIPÇAK kelimesinin anlamı "öfkeli, birdenbire kızan" olması halinin, yöremiz ahalisinin karakter yapısını ne kadar güzel izah etmektedir. Kıpçak: sarı solgun, sarımtırak manasına da gelir. Renklerinden dolayı Kıpçaklar, Türk toplulukları içinde istisna teşkil ederler ve tarih içinde KUMANLAR diye de adlandırılmışlardır.

Nüfus

Hani, Osmanlı'da ilk nüfus sayımının, vergi amaçlı ve sadece erkekler olarak 1830'dan itibaren yapıldığı gerçeğini yazmıştık. Sitemizdeki ilgili yazı ve dosyalara yeniden bakılabilir. Şimdi, Trabzon Şehrini, Prof. Musa Çadırcı'dan alıntıyla ve mukayeseli olarak görüp anlayalım...

1830 Yılında 6300 erkek nüfus, demek ki takriben 13000 şehir nüfusu.

1869 Yılında 18000 nüfuslu bir Trabzon ve ilk Belediye Teşkilatı kuruluyor.

1880 Yılında ise 20000 kişinin yaşadığı bir şehir. Peki, Vilayet merkezimize bağlı genel nüfusa ne demeli?

1914 Yılında, yani dünya savaşı başlarken Rize, Gümüşhane, Giresun, Ordu ve Canik/Samsun dahil Trabzon Vilayet nüfusu 1 Milyon 122 bin. Karabekir, İstiklal Harbimiz s.29 ve Metropolit Chyrsanthos'un Paris Barış Konferansına Sunduğu Muhtıraya göre 921 bin İslam, 161 bin Rum ve 37 bin Ermeni, Trabzon Vilayet ahalisi olarak yaşıyordu.

Tirebolulu Alparslan (1876- 28.08.1921)

Şimdi gerçek bir Türk ve Türkçüden söz edelim: Sakarya Şehidi Tirebolulu Binbaşı Alparslan; Asıl adıyla Hüseyin Avni Bey. Bir Çepni... Otçular Bayramını 100 sene evvel bir makaleyle etraflıca anlatmıştır. Şahsımın da 3-4 yıl kadar hizmetle şereflendiği, çınar gibi yaşayan Türk Yurdu Dergisinde yayınlanan Alparslan'ın "Ot Göçü..." Makalesi, cidden heyecan vericidir. Bu konuya özetlemeyle tekrar döneceğiz. Ayrıca Trabzon ve Rize Jandarma Alay Komutanı iken araştırıp yazdığı "Trabzon Laz mı, Türk mü?" İsimli kitapçığı dil ve mezhep yönümüzü bir Osmanlı aydını gözüyle 24 sayfada özetlemiştir. Hüseyin Avni Alparslan Giresun Mevki Komutanı ve Askerlik Şubesi Reisi olarak Topal Osman Ağa ile yakın çalışma ve dostluk geliştirerek Milli Mücadelede çok önemli işler yapmıştır. Balkanlarda başlayan askerlik deneyim ve başarılarından sonra, Doğu/Kafkas cephesinde Çakmak, Karabekir ve Deli Halit Paşalarla silah arkadaşlığı yapmış, pek çok kahramanlıklar gösterip nişanlar almıştır.

Vakfıkebir

Burada bir ara verip 1869 Salnamesinde huplu karyesi iken bağlı olduğumuz Vakfıkebir kaydına bakalım: İslam hane sayısı 6187 ve Müslüman nüfus 23251. Rumların hane toplamı 769 ve nüfusları 2470. Ermenilerin ise 299 hanede 1518 nüfusu bulunuyor. 1924 Mübadelesi ile artık gayrimüslim nüfus görülmüyor ve 1935 Yılına geldiğimizde Vakfıkebir Merkezle beraber 133 köyünde toplam 60857 kişi sayılıyor. Yüzölçümü 580 km2 ve nüfus yoğunluğu 105. Çok yüksek bir rakam o zaman için. Haliyle bu gün Beşikdüzü, Şalpazarı ve Çarşıbaşı ilçe olup ayrılmışlardır. Şimdi gözünüzü yumup 1935 Vakfıkebir'ini hayal ediniz lütfen: Merkez 150 hane, 215 nüfus, Bütçesi 10.750 lira. Kasaba içinde 2 km yolun 350 metresi şose, 150 metresi parke ve 1500 metresi kaldırımdır. 280 metre kanalizasyon vardır. Elektrik yok. Geceleri 4 lüks lambası ile aydınlatılmaktadır. 1 amele ve 1 araba ile temizlik işleri yapılmakta, mezbaha yok, 1 adet itfaiye tulumbası var. Kasabada 5 sınıflı bir ilk mektep, 5 yataklı muayene ve tedavi hastanesi, 1 hamam, 300 dükkan, 2 lokanta, 11 kahvehane, 1 han, 2 otel, 7 fırın ve 2 fındık kırma atölyesi olup umumi bina ve müesseseler bunlardan ibarettir.

Otçular Bayramı

Tirebolulu Alparslan bir asır önce Türk Yurdu dergisinde şöyle yazıyor: "Çepni Oymağından olan Trabzon Türkleri buraya ilk geldiğinde çadır, otak altında yaşar göçebelerdendi. Sürüleri için yaylalara çıkar, kışında cenik dedikleri kışlağa inerlerdi. Zamanla geçim için aileler ayrılmaya başladılar. İş bölümü gereği çocuk ve yaşlılar yayla işlerine, genç kız ve erkekler köy işlerini gördüler. Ektikleri mısırın arasındaki otların temizlenmesi işini yapan gençlere OTÇU denmeye başlandı. Temmuzun 3. Haftası Cuma günü (NOT: Eski takvimin Temmuzunun 14 gün sonraya tekabül ettiğine dikkat gerekir. E.P.) her oymak işleri bittiğinden yayla yoluna dökülüyordu. Yolda gençler kemençe, davul, zurna, oyun havaları, silah sesleri ve sevinç naraları atıyorlar ve çabucak bir günde yaylaya çıkıyorlardı. Etler pişiyor, yayla pazarında buluşmalar ve bayram coşkusu, eğlenceler devam ediyor, sonra gençler fındık, tarla vb işlerine dönmek için inişe geçiyorlar. Bu 3 günlük gidiş, kalış ve dönüşlü eğlencelere OT GÖÇÜ=OTÇULAR deniyor ve en güzel ve yeni giysilerle bayram yapılıyordu"

Demek ki Karadeniz Çepnilerinin 19. Ve 20. Yy başlarında süregelen yarı göçebelik döneminin sosyal bir olgusu ve yaşantısı olarak OTÇULAR BAYRAMI ortaya çıkmıştır.

Sakarya Şehidi, İstiklal Kahramanı, Türk Büyüğü Tirebolulu Hüseyin Avni Alparslan'ı bu vesileyle rahmet ve minnetle anıyoruz.

Erdoğan Pamuk



1892 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

HAC VE KORONAVİRÜS - 19/08/2020
Güncel bu konuya bir de tarihi perspektifle bakmalıdır. Bilindiği gibi küresel pandemi dolayısıyla umre ve hac işleri askıya alınmış Kâbe bugün için ziyarete kapatılmıştır.
SON ŞEYHÜLİSLAM - 13/04/2020
Beş yıl Yıldız Sarayı Hafızıkütübü yani kütüphaneci meslektaşım olan Son Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi üzerine, lehte ve aleyhte değil, tarafsız bir yazı sunmak isterim.
SON ŞEYHÜLİSLAM - 13/04/2020
Beş yıl Yıldız Sarayı Hafızıkütübü yani kütüphaneci meslektaşım olan Son Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi üzerine, lehte ve aleyhte değil, tarafsız bir yazı sunmak isterim.
ZWEİG ve ENDONEZYA - 22/11/2018
Stefan Zweig’in Amok Koşucusu ve kitap içindeki Mendel (Kitapçı-sahaf) uzun öykülerini birkaç saat içinde okudum. Okudum ya beynimde ve ruhumda dışa vurmam gereken sanki şimşekler çaktı. İşte notlarımın açılımı:
BİR RAMAZAN YAZISI - 15/05/2018
BİR RAMAZAN YAZISI
FETVALAR SAVAŞI - 28/03/2018
FETVALAR SAVAŞI
1945 Nesli Huplu Köyümüz Genç Kızları - 28/02/2018
.
KUTLUCA - 06/02/2016
Kut, en eski Türkçe bir söz. Kutsallığın başlangıcı. Orhun yazıtlarında Tanrı anlamında da kullanılmıştır. Nurdur, ruhtur, Kandır.
2015 HAC FACİALARINA FARKLI BİR BAKIŞ - 26/10/2015
Medine müdafii Fahrettin Paşa'nın aziz hatırasına
 Devamı
DEFTERE YAZ

NAMAZ VAKİTLERİ

Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar8.02288.0550
Euro9.48579.5238
Takvim
Hava Durumu
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam35
Toplam Ziyaret230645